28 Şubat 2010 Pazar
Papaz Büyüsü
Meseleye bu zaviyeden bakılınca görülecektir ki, kimisi büyüyü meslek edinmiş, sihir yapıyor ve küfre giriyor; kimisi de farkına varmadan -hâşâ ve kellâ- Allah’ın gücü ve kuvveti yerine farklı güçler ve kuvvetler farz ediyor, büyü yaptırmak ya da bozdurmak için kapı kapı dolaşıyor ve küfürle karşı karşıya geliyor. Sanki –hâşâ- Allah onların yapacağı sihrin önünü alamazmış gibi düşünüyor. Dolayısıyla, Cenâb-ı Hakk’a teveccüh edeceğine bir büyücüden başka bir büyücüye, ondan da bir başkasına koşuyor. Böylece, kesret-i kıble (aynı anda pek çok kapıya yönelme) fâsid dairesi içine düşüyor. Bir ona bir buna yöneliyor ve itikadı tamamen sarsıldığı için de hiç kimse onun derdine derman olamıyor.Isin vahim bir yani da, büyü vasitasiyla insanlarin korkutulmasi ve üzerlerinde psikolojik baski kurulmasidir. Asirlar önce Firavunlarin müracaat ettigi ve Kabalistlerin de çokça kullandigi bu metodla adeta iradeler felç edilmekte; insanlar hem o türlü seylerle oyalanarak hayir yollarindan uzaklastirilmakta hem de sömürülmektedirler. Mesela, “papaz büyüsü” olarak bilinen meshur sihir çesidi böyle bir psikolojik silah ve propaganda vasitasidir. En tehlikeli büyü çesidi olarak anlatilan, sonu gelmeyen mübalagalarla çok korkunç gösterilen ve çogu zaman ancak bir papaz tarafindan çözülebilecegi iddia edilen “papaz büyüsü” günümüzde de cahil insanlari psikolojik baski altina alan korku faktörlerinden biridir. Dilden dile aktarilirken bir heyulaya dönüsen ve bir yönüyle “Aman o adamlarla iyi geçinin, sakin onlari kizdirmayin; papaz büyüsü yaparlarsa bir daha kolunuzu bile kaldiramazsiniz” manasina da gelen söylentiler sinsi bir oyunun parçasidir. Maalesef, sayilari az da olsa, cami gölgesinde büyüyen fakat kilise çatisi altinda papazdan medet uman ve ona büyü çözdürmek için sira bekleyen kimselerin varligi da –serirlerin lehine– bu oyunun tuttugunu göstermektedir.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder